Replay - Türkçesi "Yeniden Oynat"
30.3.2008 (Kategori: Denenceler)
Yaşantılarımız içerisinde her bir saniye akıp giderken yapabileceğimiz tek bir şey vardır, o da “play”; Türkçesi “oynat”. Her bir anı yaşamak zorundayız.
Sadece bu kapsamda izlediğim filmlere hep çok özenmişimdir. Sahneler öyle bir kurgulanmıştır ki; sadece önemli olan anlara tanıklık etmemizi sağlarlar. Bir kadınla bir erkek restoranda otururlar, iki-üç satırlık bir repliği okurlar ve sonra hop sahne değişir sabah aynı yatakta uyanırlar.
Oysa gerçek hayat öyle değildir. Restorandaki masada daha pek çok konuşma yapılır, hesap ödenir, taksiye binilir, eve gelinir, dişler fırçalanır, sevişilir ve uykuya dalınır.
Bu ve benzeri gibi; hayatta her bir anı oynatmak zorundayızdır. Zamanı “pause” etme şansımız yoktur: “Ay bir dakika benim tuvalete gitmem gerekiyor, zamanı bir durdurabilir miyiz?” diye bir cümle kuramayız.
---
Bilgisayar ile daha fazla yakınlaştığımdan beri kendimde bazı değişiklikler gözlemliyorum. Bunlardan bir tanesi artık kalem ve kağıt ile bir dilekçeyi tek bir seferde yazamıyor olmam. O kadar alışmışım ki “delete”, “undo”, “redo” butonlarına… Oysa eskiden tek bir kağıtla yazım ve dilim hiç bozulmadan, satırından çıkmadan, derdim her ne ise güzelce paragraflayabilir, anlatabilir, yer israfı yapmadan kağıdı güzelce kullanabilirdim. Şimdilerde ise bir dilekçe yazmam üç-beş arası kağıt harcamama neden oluyor.
Dilekçe yazmadaki zorluk; bilgisayarın, CD-DVD çalarların hayatımıza eklemlediği zorluklardan sadece basit bir tanesi. Teknolojinin hayatımıza kattığı asıl zorluk ise, bundan çok daha tehlikeli…
Zamanımızın büyük bir bölümü ekran karşısında geçtiğinden beynimizin de bu duruma uyumlanması söz konusu. Sanki gerçek hayatta da yaptıklarımızı geri alabilir, söylediklerimizi silebilir, başımıza gelen kötü şeyleri ileri sarabilirmişiz gibi bir yanılgı içerisinde yaşadığımızı görüyorum. Günlük hayat içerisinde yaptığım hatalardan bunu fark ediyorum. Bilgisayar başında geçirdiğim saatler arttıkça kendi hayatımı da daha gelişigüzel yaşama eğilimine girdiğimi gözlemliyorum. Bu eğilim ise beni ürkütüyor.
---
Oysa yaşadığımız hayatları oynatmaktan başka bir şansımız yok. Herhangi bir olayı geriye sarma veya geçirilmesi gereken bir zamanı ileriye alma olasılığımız yok. Yapabileceğimizin en iyisi, bağdaş kurup da gözlerimizi ufka diktiğimiz anlarda “Replay”; Türkçesi yeniden oynatmak olabiliyor. Yaşadığımız her bir olay eninde sonunda bir “anıya”, bir “hikayeye” dönüştüğünden, elimizden gelen tek şey o anıları ve hikayeleri zihnimizde yeniden canlandırmak, yaşanmışlığın izleri ve silik hayalleri ile yetinmek.