...

Manik-Depresif Haller: Geçmiş-Şimdi-Gelecek

11.2.2008 (Kategori: Dusunceler)

 

 

Hani zaman her şeye ilaçtı?

Aslında ilaç olan zaman değil de insanın kendini dönüştürme becerisi mi?

Peki benim kafamdaki soruların bir sonu gelecek mi?

Ben kırk iki yi ne zaman bulacağım?

 

Geçenlerde blog yazılarımdan bir tanesine isimsiz bir yorum geldi.

“Bana kalırsa sende bir ilerleme yok!” diye yazmış isimsiz bir arkadaşım.

Kim olduğunu bilmiyorum; ama yine de baya düşündüm yorumun üzerinde.

Geriye dönüp eski blog yazılarımı okudum. Şöyle bir gözümün önünden geçti yaşadıklarım. Bazı eski yazılarımda şimdiki düşüncelerimi ve duygularımı buldum elimle koymuş gibi (!).

 

Bir insan kendisini aynı sıkıntılı durum içerisine kaç kere sokabilir? Bu açıdan yorumda bir haklılık payı buldum; ama yine de hatalı olduğuna karar verdim.

 

Genellikle kafama takılan ve çözüm üretemediğim konularda yazdığım için…

Bazı düşünce-inanç-davranış kalıplarının değiştirilmesi çok güç olduğu ve zaman aldığı için…

Genellikle var olan olumlu duygu, düşünce ve davranışları yazılarıma aktarmadığım için…

Aslen manik-depresif olan bünyemin hayata bir türlü uyumlanamayan depresif tarafı ile daha fazla uğraştığım için…

 

---

 

Son zamanlarda geçmiş ile şimdiyi ve şimdi ile geleceği birbirinden ayıran keskin bir boşluk var içimde. Bu duyguyu ilk hissettiğimde fazla üzerinde durmak istemedim; çünkü kalbimi sıkıştıran garip bir acıma yaratıyordu. Sonra içimde büyüdü, kabına sığmaz oldu ve 15.Ocak’ta Araf yazısı ile dillendi. O zamandan beri de gerçekliğe dönüşüp benimle yaşamaya ve davranışlarımı etkilemeye başladı.

 

-di’li zamanlarda; hayattan havai fişekler beklerdim: “Hayat bu olamaz, mutlaka daha fazla bir şeyler olmalı” diye düşünür, çabalardım. Hani akıntıya karşı kürek çekmek gibi. Sürekli bir arayış, bir beklenti. Ve derken birkaç ay önce hayatı olduğu gibi görüp kabullendim: “Budur işte yahu! Kurcalayıp durmasana!” dedim.

 

Sonra senelerdir sevgili tarafından aslında sevilmemiş olduğumu anladım. Bir kere sevilesi olmak için çabalamayı bırakınca da rahatladım. Sanki olduğum gibi olunca sevilemezmişim gibi.

 

Şimdi kendi aklıma, yeteneklerime ve çabama güvenmeyi öğreniyorum. İnsan kendine güvenemezse kime güvenebilir ki bu hayatta? Kendi kendimi motive etmeyi öğreniyorum. Korktuğum şeylerin üzerine gitmeyi. Kafamdaki soruları cevaplamak için eyleme geçmeyi öğreniyorum. Seneler de sürecek olsa bu öğrenme, başladım işte.

 

-ecek’li zamanlarla ise hiç alakam kalmadı. Kendimi hayatın akışına teslim etmek gibi. Ne gelirse takdir etmeyi öğrenmek gibi. Sadece bugüne ve bugünün sunduklarına odaklanmak gibi. Sanki tek derdim bu anı yaşayabilmekmiş gibi.

 

Velhasıl hayatı bir başka türlü algılama eğilimine girdim. Sonu nereye varır bilemem. Bir ilerleme sağlar mıyım onu da bilemem. Yaşayıp görmekten başka yol da yok. Bakalım hangi kapılar açılacak?

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
* * * * * * * * * * *

Yazan: seni dogdugunda hastahanede seni ziyarete gelen bi arkadas :) | Konu: bi onceki yaziya atilicakti | Tarih: 2008-02-11 20:36:38
hani yeni bi hobi ye dalariz ya
o konuyla ilgili butun kitaplari cekilmis videolari izlemek isteriz...

ilmekleri daha saglam atmak adina
bu konuyla ilgili bol kitap ve bol film izlenebilir..hem motivasyon hem destek icin...ii bi yoldasin

takipteyim :)