Annemin kuzenlerinden bir tanesi sonbahar başlarında evlenmişti. Geçtiğimiz pazar günü ise, adet olduğu üzere, annem ve annemin teyzeleri ile birlikte evinde konuk idim. Daha önceki yazılarımdan bir tanesinde çoğunluğunu kadınların oluşturduğu bir ailede yaşadığımı yazmıştım (geçenlerde dediysem, iki buçuk sene olmuş -http://birey.blogcu.com/erkekler-ne-yapiyor_694194.html-; zaman mı çabuk geçiyor, yoksa ben mi yavaş ilerliyorum?).
Kuzenimin çiçeği burnunda eşi bu durumu benden daha hızlı tespit etmiş olacak ki geçenlerde şöyle demiş: “Benim ömrüm fazla değil galiba; sizin aileye damat olduğuma göre!”=).
---
Bugün iki bin sekiz yılının son günü. Hani yeni yılı karşılamak için aileler bir araya gelir, çoluk çocuk yemekler yenir, tombala oynanır, televizyondaki dansözlere bakan eşlere-sevgililere-kardeşlere: “Ay, bundan da ne anlıyorsunuz, bilmem valla!” diye çemkirilir ya: işte ben bu sene ne yapacağımı şaşırıp kalmıştım. Eh ailede bu kadar çok erkeksiz kadın olunca, işler en nihayetinde kadın dayanışmasına gelip dayanıyor.
Anneannem evinde yalnız, babaannem evinde yalnız, annem de evinde yalnız! Hangi birine gitsem, bu denklemi nasıl çözsem diye düşünürken; aklıma çok basit bir çözüm gelmişti: Hepsini birden benim evime yemeğe davet etmek ve şöyle leziz bir yılbaşı yemeği pişirmek! Şimdilerde işsiz de olduğumdan hem yemek yapacak bolca vaktim olacaktı hem de bana en yakın üç kadını yılbaşı akşamı yalnız bırakmamış olacaktım. Dahiyane fikrimi annemle paylaştığımda: “Ay kızım, hem anneanneni hem de babaanneni yılbaşı akşamı bir arada çekemeyeceğim. Beni unut, ben yokum!” dedi.
Bu kısa cümleciklerle bütün planım suya düşmüş oldu ve ne yapacağımı bilemez bir şekilde düne kadar bekledim. En sonunda önce babaannemi ziyaret etmeye, akabinde annem ile anneanneme yemeğe gitmeye, daha sonra da bir başıma eve dönmeye karar vermiştim; ama dün gereken aramaları yapmaya başladığımda öğrendim ki: babaannem yılbaşını bir arkadaşı ile kutlamaya, anneannem kuzenine yemeğe gitmeye ve annem de arkadaşları ile buluşmaya karar vermiş=)
Benim canım kadınlarım kendi planlarını çoktan yapmışlar bile: bu durumda bana da sevinç ile iç sıkıntısı arasında bir duygu durumu yaşamak kaldı!
Bu hikayeden iki ders çıkartılabilir:
1. Yeterince beklerseniz bütün karmaşık sosyal konular kendi kendilerine hiç beklenmedik şekillerde çözülebilirler.
2. Bir konuda uzun süre kararsız kalırsanız; aynı zamanda açıkta da kalabilirsiniz.
---
Hani insanlar yaşlandıkça denize girmek konusunda isteksizleşirler ya; sanıyorum ben de yaşlandıkça yeni yılı kutlamak konusunda isteksizleşiyorum.
Yaşlar ilerledikçe, yaşadığımız her sene yeni üzüntülerle tanıştıkça, onca kayıplar verdikten sonra; sanıyorum ki yeni yıl bende “Gelen gideni aratır!” kaygısı yaratmaya başladı.
---
Son günlerde bloğuma şöyle bir göz attım. Geçtiğimiz yılbaşından hemen sonra Kaptan’ın Seyir Defteri’ni uydurmuşum (http://birey.blogcu.com/kaptan-in-seyir-defterinden_5602701.html). Sanıyorum bu yılbaşı da tüm tayfaya izin vereceğim; ama ben kapta kalmaya niyetliyim=)
---